30 Ağustos 2016 Salı

30 Ağustos Zafer Turu

30 Ağustos 2016
Salı

Zafer Bayramı kutlamasını kendimce yapayım dedim.



Formamın arkasına bayrağımı diktim ama giyerken söküldü, zamanında çıkmak için uğraşmadım yeniden.



Benim bayrağım gönlümde dalgalanıyor her zaman, gösterişe gerek yok.



Saat tam 15.00 te çıktım dükkandan ve 10 km nasıl geçti anlamadım bile.
Fakat güneş sırtımı pişiriyor.



Güvercinlik'e kadar ortalamam 30 km.



Güneş yakıcı olsa da sol arkadan esen rüzgar kimi zaman serinletiyor.



Kimi zaman da savuruyor.



Soldan esen rüzgar yüzünden sola doğru yaslanarak gittiğiniz için, yakın geçen kamyonlar bir an için rüzgarı kestiğinde, boş bulunursanız, kamyona doğru gidonu kaçırabilirsiniz.
Aman dikkat!



Koru'da suyum bitiyor.
Soğuk su takviyesi.



Sert rüzgar beni yordu bu yüzden Milas yokuşunu çıkmaktan vaz geçiyorum.



Belki haftaya, bacağımı kırmanın ikinci yıldönümünde çıkarım.



Düzgün mısır tarlası gördüm mü dayanamam, fotoğraflarım.



Madem turu 15 km kısalttım o zaman mola verebnilirim.



15 dk lık soda ve dondurma molası beni diriltti.



Rüzgara karşı savrula savrula gidiyorum.



Arkadaşlarımızın yerine uğrayıp, bir merhaba demek istedim.



Ama kapı duvar.



Onlar da bayram tatilinde zaar.



Güvercinlik yokuşundan önceki alışveriş merkezine uğruyorum ve sevgili dostum, çocukluk arkadaşım Zerrin ve annesi Naciye hanımı görüyorum orada.
20-25 dk da onlarla zaman geçiriyorum.



Dönüş için iyi enerji topladım.



Şimdi bastır bakalım NeO.



Saat 19.05 te dükkandayım.

85 km yol yaptım bu turda.
Molaların dışında 28-30 km ortalama tutturdum yine.
Çalışmaya devam...


...

..

.





17 Ağustos 2016 Çarşamba

Deli - İncir - Şapka - Pelte

17 Ağustos 2016
Çarşamba

Gün batmadan, akşam serinliğinde bir tur.



İhsan Delta'sı ile rutin akşam pedallamasını yapacaktık ama Hatice' de maydanoz kıvamında bize sürpriz yaptı Mangalcı'da.



Delta'yı görünce de "Siz beni yakalarsınız nasılsa." deyip pedalladı önden.



Mangalcı'nın kuçularından Kezban, "Ne oldu NeO? Neden böyle yaptı bu Hatçe Kız?" diye homurdandı.



Diğer kuçular da gelince bir açıklama yapmak zorunda kaldım;
"Delidir, ne yapsa yeridir."
Biz alıştık, kuçular alışamadı.



Yeni aldığı boyundan büyük bisiklete farklı bir teknikle binmeye çalışırken Delta.



Benzincide lastiklerini şişiren çocuklara, lastiğin üzerindeki yazılı olan değerlere göre şişirmelerini öğretiyoruz, Delta'nın da lastiklerini şişirirken.



Sonra da kardeş kardeş, Hatçe delisini yakalamak için basıyoruz pedallara.



Yalı'da o da bizi beklermiş zaar.



Peşine takılıyoruz.



Ortakent'ten beri pedallıyor Hatçe.
Deli kuvveti bu olsa gerek.
"Ama yoruldum gıı.." deyip duru.



Beleş incir baldan tatlıdır.



Karşıda bir kadın; "Sahibi çok serttir, haberiniz ola." diye bizi uyarıyor.
Mülayim olsa ne yazar!
Deli deliyi görünce sopasını saklarmış.



İncir üzeri soda da şahane oldu gari.



Yalı'da denize girme sevdasından vaz geçip yola devam ediyoruz.
Hava kararmak üzere.



"Çok şahaneyiz biz." pozu.



Günün ganimeti yolda bulduğumuz şapka.



Bu delişmen tur da böylece sona erdi.



Sonunda, göbeğini içeri çekemeden yakaladığım bu İhsan Pelte pozuyla başbaşa bırakıyorum sizleri.

...

..

.





15 Ağustos 2016 Pazartesi

Bisiklete binmeyin!

15 Ağustos 2016
Pazartesi

Haftaya iyi bir başlangıç olsun dedim ve yol bisikletimle Güvercinlik'e doğru yola çıktım.


Kaldırımdan, Yokuşbaşı'na doğru pedallarken10 m önümde beni göre göre tüm kaldırımı kaplayarak park edip araçtan çıkan şöföre, "Geçecek yer bırakmadın." dedim.
"2 dk müsade et abi." dedi.
"2 dk seni burada bekliyeyim mi?" dedim.
Diyaloğumuz burada sona erdi. O karşı kaldırıma geçerken, ben de bisikletin üstünde yürüyerek, kalan minicik boşluktan zorla geçtim, sonra da fotoğraf makinemi çıkarıp olayı görüntüledim.
Tam bu sırada sağ ön kapıyı açıp, "Fotoğraf çekmenize gerek yok ki. Ben hamileyim." diyen kadınla yüzleşmek durumunda kaldım. Hamile olduğu için kuralları çiğneyebileceğini sanıyor.
Oysa, 15 m öncesinde, böyle durumlarda park edilsin diye yapılan ceplerden biri vardı.
Tamam, ben de kaldırımdan giderek doğru birşey yapmıyor olabilirim ama acil bir hastanın yolunu kapamış olabilir bu yaptığıyla. Tekerlekli sandalye kullanan biri ya da çocuk arabası olan biri oradan geçemez. Ben onların haklarını arıyordum.



Bu olayın hemen ardından, ana yola çıktım ve Yokuşbaşını tırmanmaya başladım.
İçinde sadece erkeklerin olduğu bir araba çok yanımdan geçerken perceresinden dışarıya bir böğürme
duyuldu; "Siğervmedekiüü, süğea süğee."
İlk çağlarda bile kullanılmayan bu dille bana neyi anlatmaya çalıştığını anlayamadım.

2 dk sonra, yanımdan geçerken sol dikiz aynamın tozunu alıp, üstelik de korna çalarak beni korkutmaya çalışan Shell çalışanı üniformalı üstün ırk mensubu insansı yaratığı da rüyasında timsahlar kovalasın diyorum.

Sakın bisiklet kullanmayın, yollar çok tehlikeli.
Bisikletli görünce uzaylı gibi davranan insanların sürdüğü araçların tacizine maruz kalıyorsunuz.
Sakın ha bu kalabalık trafikte yollara çıkmayın.
Bisiklet kullanmayın ama bisiklet yolları isteyin. En doğal hakkınız elbette.
Çünkü en pahalısından, en hafifinden, en fiyakalısından 3 tane bisikletiniz var.
Kullanmasanız da bisiklet yolları istemek hakkınız.
Milletin bisikletten haberi yok, siz bisiklet yolları istiyorsunuz.
Şöyle mavi boyalı, afili mi afili.
Üzerinde de bisiklet resimleri olsun ki arabalar oraya asla girmesinler.
Oldu canım!
Bisikletliyi uzaylı sanıyor bu millet yahu!
Sen yollara çıkmadıkça, milyon dolarlar verip balkonuna koyduğun bisikletinle senede 5 kere eskort eşliğinde tura katıldıkça ne bisiklet yolu olur, ne de bisiklete saygı.



Al işte bir de robot jandarma yapmışlar..!

O değil de, Bodrum girişinde trafik kontrol var ya, oradan geçerken selam verip polislerin arasına dalıverdim bisikletle hızlanarak.. Onlar da bana yol verdiler ama bir tanesi çok komikti;
"Ehliyet var di mi?" diye en sert bakışlarını yöneltti bana yanından geçerken.
Allah iyiliğinizi versin. 
Trafik polisi bile normal davranmıyor bisikletliye, siz hala...!



Bodrum - Güvercinlik: 45 dk
Güvercinlik - Bodrum: 55 dk

Ortalama hızı siz hesaplayın artık.

...

..

.





Şero, Buro ve NeO

14 Ağustos 2016
Pazar

Ağustos sıcağında bisiklete binenlerin yaş ortalaması oldukça düştü.
Bodrum'da yaşayanların çoğu yazın misafir ağırlar ya da işleri yoğundur ama yine de bu tura katılmak isteyen çok arkadaş vardı.
Malum sebepler yüzünden son anda gelemeyeceklerini söylediler ama 2 genç arkadaşımı kıramadım, onlarla birlikte tura başladık.



Burak biraz formdan düşmüş, onu kademe çıkışının sonunda biraz bekledik.



Şero sağlam çocuk, dibimden ayrılmıyor.
Hatta bazen hızlanıp arayı açıp, sonra da bizi bekliyor.
Malum kurallarımız var; Yola çıktığımız ekibin en yavaşına göre süreriz.
Burak'ı bazı yerlerde bekledik ama Yalı inişine geçince arayı açtık.



Yalı kafede onu beklemek için mola verdik.



Burak'tan bir telefon; "Abi, neredesiniz? Sizi göremedim."
Göremezsin tabi, öndeyiz çünkü!



Sonunda o da geldi ve denizde serinleyip yola öyle devam etmeye karar verdik.



Deniz enerjimizi tazeledi, Çiftlik'e doğru bastık pedallara.



Buro bile önden önden pedallamaya başladı.



Yakın zamanda o da iyi bisikletçi olacak.



Benim arka lastik incecik bir tel yüzünden patlıyor.



Tamir için durakladığımızda Murat tüm heybetiyle aramıza katılıyor.


Ekip tamam..
Murat, daha iyi pedallamak için daha iyi bisiklete sahip olmanın çözüm olacağını düşünüyor.



Oysa, daha formda olmak ve sürekli antrenman yapmak doğru yol.



İyi beslenmek de önemli tabi..
Mesela bu incirler büyük enerji kaynağı.



Delta kusura bakmasın, onsuz bakıyorum incirlerin tadına.



İbo Can kafede mola.
Çaylar ve sodalar Murat Dayanıklı'dan.
Teşekkürler.



Hava kararmaya yüz tuttuğundan dolayı, dönüşte denize girmekten vaz geçiyoruz.



Bodrum'da da deniz var ki!



Kızılağaç pazarında durup, geride kalan Burak'ı bekliyoruz.



Burak biraz antrenmansız kalmış olsa da azminden dolayı onu tebrik ediyoruz.
Şero ise gelecek vadeden bir bisikletçi olma yolunda.

Teşekkürler gençler, siz de olmasanız kimle pedallayacağım ben?

...

..

.